28 Aralık 2012 Cuma

Yanmış Defterler




"Peki şimdi ne olacak?"
Bu soruyu kendi içine sorduğun anlardan birinde özellikle de olacak olanın mutsuzluğu yok etmesini umuyorsan, endişelisindir… Mutluluk hissini aksi hep yener. Farkettin mi bunu? Mesela hüzün, sendeki mutluluğu tek bir sözle yok edebiliyorken, sen kıvransan da hüznü mutlulukla unutamazsın. Yüzünün bir köşesinde sırıtır, yere sarkıtır seni…
Hem koyu hem mat bir renk silmeden renklendiremezsin. Bu yazı Amerikan filmi gibi bitmez ben anladım. Silgin nerde? Kaldı mı?
Tükenmez kalem kullanmayız zaten biz, tükenmez kalem sadece dokunabildiğin beyaz kağıtlarda olur, içerde olmaz. Tek problem şu: silinebilen bir kalemle mi yazdın mutluluğunu? Mutluluğun umut ve hayalle birleştiğinde genelde rengarenk kuru boyalarla yazmak istersin onu. Halbuki bilirsin renkli kuru boya silinmez kalır.
Büyüdükçe öğrenirsin her ihtimale karşı kurşun kalem kullanmayı ve tam yaşamamayı mutluluklarını. Bir yerde bir şeyleri kaybedeceksindir ya da… Temkinli mutluluklar yaşayacaksın, her ihtimale karşı çizgiler çizeceksin, belli belirsiz çemberler, “aslında hiç yoktular” dediğinde kendine inanabileceksin.
Anı dediğin nedir ki? Hatıra veya… Kaldırıp attığın eski kıyafetlerin ki bazen hiçbir şey umrunda olmadığında yine giyebilirsin. O kıyafetleri özlediğin bir an yaşarsan eğer temkinli mutlulukların yüzünden kendinle gurur duyarsın.
Bir kütüphane var senden içeri, hep defter her yer defter. Neler yazıyor, ne kadarı silinmiş, ne kadarında silik sarılar maviler morlar var. Kütüphane dolu mu? Bundan sonraki rafa ne koyacağını biliyor musun? Boya kalemlerin nerde? Kaldı mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder