"Peki şimdi ne olacak?"
Bu soruyu kendi içine sorduğun anlardan birinde özellikle de
olacak olanın mutsuzluğu yok etmesini umuyorsan, endişelisindir… Mutluluk
hissini aksi hep yener. Farkettin mi bunu? Mesela hüzün, sendeki mutluluğu tek
bir sözle yok edebiliyorken, sen kıvransan da hüznü mutlulukla unutamazsın.
Yüzünün bir köşesinde sırıtır, yere sarkıtır seni…
Hem koyu hem mat bir renk silmeden renklendiremezsin. Bu
yazı Amerikan filmi gibi bitmez ben anladım. Silgin nerde? Kaldı mı?
Tükenmez kalem kullanmayız zaten biz, tükenmez kalem sadece
dokunabildiğin beyaz kağıtlarda olur, içerde olmaz. Tek problem şu: silinebilen
bir kalemle mi yazdın mutluluğunu? Mutluluğun umut ve hayalle birleştiğinde
genelde rengarenk kuru boyalarla yazmak istersin onu. Halbuki bilirsin renkli
kuru boya silinmez kalır.
Büyüdükçe öğrenirsin her ihtimale karşı kurşun kalem
kullanmayı ve tam yaşamamayı mutluluklarını. Bir yerde bir şeyleri
kaybedeceksindir ya da… Temkinli mutluluklar yaşayacaksın, her ihtimale karşı
çizgiler çizeceksin, belli belirsiz çemberler, “aslında hiç yoktular” dediğinde
kendine inanabileceksin.
Anı dediğin nedir ki? Hatıra veya… Kaldırıp attığın eski
kıyafetlerin ki bazen hiçbir şey umrunda olmadığında yine giyebilirsin. O
kıyafetleri özlediğin bir an yaşarsan eğer temkinli mutlulukların yüzünden
kendinle gurur duyarsın.
Bir kütüphane var senden içeri, hep defter her yer defter.
Neler yazıyor, ne kadarı silinmiş, ne kadarında silik sarılar maviler morlar
var. Kütüphane dolu mu? Bundan sonraki rafa ne koyacağını biliyor musun? Boya
kalemlerin nerde? Kaldı mı?