17 Haziran 2009 Çarşamba

canın ne isterse

Mutluluk hissini canının istediğine inanarak yakalayabilirsin ve insanlar düşünme yetenekleri sayesinde canlarının istediğine inanabilirler, dikkat edilmesi gereken tek şeyse; inanmak’la kendini kandırmak arasındaki farkı bilip yolu şaşırmamak. Realist olacak, inancını hayallerinle birleştirip, kişilere bağlı olmayan anlık müthiş mutluluklar hissedeceksin, ardından gerçeğe dönecek ve gerçeği de sevmeyi bileceksin. Gerçeği de olmayanı da seçen zaten sensin. 2008

yeni hayat

Yeni hayat. En yenisinden. Aylardır geçişinde can acıtanından arabesk mi. Hiç alakası yok. Kaç kişiler. Birsürüler. Dedim ya geçişindeyim benim suçum yok. İçeriyi duymayı yeni öğreniyorum. “Aslında ben” demene gerek yok Ef. Olduğu gibi Ef. Hiçkimseden nefret etmiyorum, herkesi seviyorum. Bazılarını daha çok bazılarını daha az. Hangisi hangisi? Kim o? Herkes kendini diğerinden çok mu sanıyor? Kimse bir diğerinden daha çok diil. Sadece “başka”. En “başka” diye bişii de olamicana göre; ben bazen öyleymiş gibi davranabilirim. Aynı olan benim. En farklı “aynı” benim diğerlerine belki de ama hayalim de bu diil aslında. 2 saat sorası yokki 5 yıl sorası olsun Ef! Bırak planı Ef. Hangi plan hangi tepkiye? Nerden bilcen belki ben de olmicam. Hiçbi hatıra baki diil ben istemezsem. Ben kendimi üzer kendimi sevindiririm kendimi sevmeye giderken. Okuyan üstüne alınmasın. İlan mı bu? Diil. Alınan da alınacak başkaları olduğunu da öngörebiliosa daha harmonik olabilir. Herkese dokunan kelimeler hatta harflerim var. Herkesin de var. Kimin neresinden neyi çektiğindedir senin kalbindeki. Herkes kim? Benim herkesim var işte bikaç yüz belki de bin. Benim bilmediğim başkalarının herkeslerindeki “ben”ler var bi de. Kaç kişiler? Peki acaba ben kaç kişiyim? Bu yazıdaki tutarsızlıklar kadar kişiyim ben belki de. En yenisinden geçişinde sonunun en güzel olcana emin olduğumdan. Güzel sonlu masallar dedim ben doktora. Doktor da bana “masal bu adı üstünde” dedi. Ben eminim olduklarına dedim. Masal gerçektir ve ben realistik olmaya hayranım. Kaç kişiler? Kızlı erkekli kaç kişiler? Şunu bilmek önemli umursayamadıklarımdan mısınız umursamıyormuşum gibi davrandıklarımdan mı? Ukalalık diilki bu. Herkes çok kötü diil mi? Ah bi de “aslında cok iidir” dedikleriniz var. Ah ne şirin. Ben demem. Demem. Kaç kişiler? Hiçbişiden korkmam ben dualarımın buluştuğu yerdeki ayrı. Silerim yrn “sepet sepet yumurta” koyarım. Rahat. Ne diodum ben? Kaç kişiler? 2005

1 Haziran 2009 Pazartesi

hem ilk hem hala

Hala piano eşliğinde yazı yazıyor olabilmekte küçüklüğüm ve ben küçüklüğümdeki yolculuklarımda hep sıkışık hep heyecanı içine hapsolmuş hep mahçup ve hep eksik.
Ben kumda oynamayı severim, kuleler fln diil de iki tarafı kazıp ortada birleştirirsin ya onu yapmaya bayılırım, yalnız dolasırken insanların görünüşlerine uygun hayatlar hayal edip onlara kimlik vermeyi severim, gofret yemegi severim, gülen insanların güldükleri şeyi merak etmeyi severim onlara “noldu” diyerek yaklaşırken gülmeye başlarım, oyuncaklara bakmayı severim, oturup kilolarca mandalina yemeyi, karda oturmayı, ateşe bakmayı, yazı yazmayı severim, bu benim, ben buyum. Okudugum okullar, çalıştıklarım, etiketlerimle alakam yok, deli gibi koşan bir at olduğumu görmek istiyorum rüyamda bu yüzden yalınayakken daha korkusuzum… Aslında konuşmayı da dinlemeyi de değil duymayı ve söylemeyi tercih ederim. Ellerin ifadesine güvenir yüzün asaletine kanarım. Yatagımın dört yanını kapatınca hala daha rahat uykuya dalarım, yani benimmiş gibi hissedebilmek için kendimi kandırabildigim her yerde mutlu olur, istediklerimin doğru olduguna inandıgımda umut dolu bir bahçe gibi olurum. Hiçliğin farkında oldugumda güven duyar agladıgımda anlaşılmak kızdıgımda umursanmamak istediğimi sanarım. Hala pianoya aşık parmak uçlarım var artık yenmemiş tırnakları olan ama ben her zaman yenmişinde daha ben olur öylesini kendime yakın bulurum ya da asi gibi hissedip gücüme kanarım. Bana inanmayanları inandırmaya calısmak kaygısını içime bir bomba gibi yerleştirip gidenlere kırgınım ve bu yüzden güçlüyüm. Yalancı değilim kalbime aklımla beraber ve hislerime duyularımla beraber inanıyorum ve inanmadıgım hiçbişey dogru da değildir. Kelimelerin manası eylemlerin degeri yoktur. Yolculuklarda hala dışarıya bakarım, sadece benim gördüklerim beni anlıyormuş gibi hissederim ve bu sayede beni dünyanın anladıgına inanır yalnızlıgımı çıkarıp koltuğa fırlatırım. Aslında 5’leri de cok ii atlardım…Aslında “o”yken ben, hiçbir zaman “o” olamadım ben, hala da olamıyorum. Kendi “o”m olmak istedim, “o”nu anlayan birileri var mı? Hani size arabadan bakıyordum... Hergün başka bir “o” 2007