Özgür olmadığınız için suratınızdaki çizgileri
ütüleyebilecek güçte bir gerginliğe sahipsiniz. Hatta bu tutsaklığa aitsiniz.
Nasıl bir aidiyet duygusurudur ki sizin gibi olmayanları da iki koluyla sımsıkı
kavrıyor. O kolları kesemiyor ve “ben de varım” diyor insan. Bir ışık
hüzmesinin dahi uğramadığı o siyah kapılı odaya beni de soktunuz, şimdi hem
herkesten saklanabiliyor olmanın güvenini hem de endişenin bedelini mi
yaşıyorum?
En iyi ben biliyorum, sen bana zarar vermek isteyeceksin
biliyorum, ben seni biliyorum, ben senin ne istediğini biliyorum, ben tamamım herkes eksik biliyorum, ben
herkesin önündeyim biliyorum… Evet de, evet de bana, bana evet diyeceksin,
diyeceksin dedim, biliyorum değil mi?
EVET
Artık çok rahatım, bir hafiflik hissediyorum, seni ezdim
ayaklarımın altında kırmızı cıvık bir faresin artık, bizi gören ve duyanlar
beni havaya kaldırıyorlar ve sana gülüyor hepsi, kahkahalarla, bağıra bağıra,
anıra anıra, yüzlerine senden kalan kırmızı et parçalarını sürüyorlar, onlar da
korkmaya başladı benden, bir gün onlara da aynısını yaparım diye, çok güçlüyüm.
HAYIR
Şu anda ayak parmaklarımdan beynime doğru, önüne kattığı
herşeyi cayır cayır yakan bir ateş çıkıyor. Yüzümü görüyor musun, kızarıyorum.
Nerden vursam seni, yok mu bir açık? Aciz bir açık, bulup onu hemen yüzünün
ortasına sümkürmeliyim, tek bir kelime daha edemeyeceğin hale sokmalıyım
yüzünü. Benim kim olduğumu sana öğretmeliyim, senden nefret ediyorum, ölmeni
istiyorum.
Bu konuşanlar kim? İçindeki bu didişen arsız çocuklar
görünmüyor mu sanıyorsun? Bu savaş kimin? Gücün mü? Zavallığın mı? Bakın
etrafınıza birileri birilerine sürekli haddini bildirme arzusuyla yanıp
tutuşuyor. İnsan olmayı unutmak böyle birşey. Neden? Saygı kostümü giymiş dev
korku bulutlarını, kendinizden üstün gördüğünüz insanlara üflediğinizde, onlardan
bir basamak yukarıdaymış gibi mi hissediyorsunuz? O basamaklar ki aslında
yoklar, basamaklar beyninizde, anneniz veya hayat yerleştirmiş onları oralara
usulca. Hepimiz aynı sayılırız, farklarımız farkındalık için başkalarını mutsuz
etmek için değil.
ve masumiyeti özledim, sadece bu...
