17 Nisan 2013 Çarşamba

Yüzüne Yapışan


Özgür olmadığınız için suratınızdaki çizgileri ütüleyebilecek güçte bir gerginliğe sahipsiniz. Hatta bu tutsaklığa aitsiniz. Nasıl bir aidiyet duygusurudur ki sizin gibi olmayanları da iki koluyla sımsıkı kavrıyor. O kolları kesemiyor ve “ben de varım” diyor insan. Bir ışık hüzmesinin dahi uğramadığı o siyah kapılı odaya beni de soktunuz, şimdi hem herkesten saklanabiliyor olmanın güvenini hem de endişenin bedelini mi yaşıyorum?
En iyi ben biliyorum, sen bana zarar vermek isteyeceksin biliyorum, ben seni biliyorum, ben senin ne istediğini biliyorum,  ben tamamım herkes eksik biliyorum, ben herkesin önündeyim biliyorum… Evet de, evet de bana, bana evet diyeceksin, diyeceksin dedim, biliyorum değil mi?
EVET
Artık çok rahatım, bir hafiflik hissediyorum, seni ezdim ayaklarımın altında kırmızı cıvık bir faresin artık, bizi gören ve duyanlar beni havaya kaldırıyorlar ve sana gülüyor hepsi, kahkahalarla, bağıra bağıra, anıra anıra, yüzlerine senden kalan kırmızı et parçalarını sürüyorlar, onlar da korkmaya başladı benden, bir gün onlara da aynısını yaparım diye, çok güçlüyüm.
HAYIR
Şu anda ayak parmaklarımdan beynime doğru, önüne kattığı herşeyi cayır cayır yakan bir ateş çıkıyor. Yüzümü görüyor musun, kızarıyorum. Nerden vursam seni, yok mu bir açık? Aciz bir açık, bulup onu hemen yüzünün ortasına sümkürmeliyim, tek bir kelime daha edemeyeceğin hale sokmalıyım yüzünü. Benim kim olduğumu sana öğretmeliyim, senden nefret ediyorum, ölmeni istiyorum.
Bu konuşanlar kim? İçindeki bu didişen arsız çocuklar görünmüyor mu sanıyorsun? Bu savaş kimin? Gücün mü? Zavallığın mı? Bakın etrafınıza birileri birilerine sürekli haddini bildirme arzusuyla yanıp tutuşuyor. İnsan olmayı unutmak böyle birşey. Neden? Saygı kostümü giymiş dev korku bulutlarını, kendinizden üstün gördüğünüz insanlara üflediğinizde, onlardan bir basamak yukarıdaymış gibi mi hissediyorsunuz? O basamaklar ki aslında yoklar, basamaklar beyninizde, anneniz veya hayat yerleştirmiş onları oralara usulca. Hepimiz aynı sayılırız, farklarımız farkındalık için başkalarını mutsuz etmek için değil.
ve masumiyeti özledim, sadece bu...