27 Mart 2013 Çarşamba

froid et noir

-->
Hayal kurmaya devam ediyorsan gün geçtikçe masalına gidişlerin daha tutkulu harikalar diyarından dönüşlerin bir önceki dönüşünden daha yüksekten yere çakılmak gibi oluyor…
Yine mi geldim diyorsun, ne güzel yukardan bakıyordum dünyaya daha gerçekleştirilecek bir çok hikaye var diye bağırıyordum geri mi geldim yine bu küvetten bozma sığ havuzda yüzmeye diyorsun…
Gri olsun büyük olsun benim olmasın kimsenin olmasın ama ben olayım orda diyorsun… Kimse biliyor mu nereye bakarken beni buluyorum? Ben de bilmesem, bilmesem nerede olmam gerektiğini o zaman belki olduğum yerin yetinmeleriyle gülümseyebilirim. Ağaçlar vardı hepsi benim gibiydi, minik lambalar vardı gözlerim yansımalarıyla dolu, insanlar vardı konuşuyorlardı, koşuyordum ben sadece daha çok koşabilmek için, üşürken bile. Beni çocuk dolu bir odaya koyun onlar beni görmesin seyretmek istiyorum masumiyeti, kahkahalarla ağlayacağımı bilsem de terkedeceğim içimdeki ülkeyi o an ve gökyüzünde yaşayacağım. Kızmaktan yoruldum, gönül gözüme görünenler kağıt çiziği isyanlarında, meydan okumaktan yoruldum, evsiz gibiyim, duvar kenarında çömelmiş son nefesimi en yüksek haykırmam için saklıyorum. Saklayabiliyor muyum? Işıktan elmalar düşüyor kucağıma biriktiriyorum sonra fırlatıyorum havaya şu anda olduğu gibi, aydınlatabiliyor muyum seni? Gözünü mü alıyor bu güneş parçaları? Parçaları ve paramparçaları… Kara düşen ateşten çiçeklerin izi var simsiyah, çiçek sandıklarından cıs sesleri karda bas üstüne koca bir siyah delik, düş o siyah deliklere uyu biraz sonra başa dön rüyanda.  Belki de gerçekte, bu kırmızı tuğla çatılı çirkin evlerle hangi karaktere bürünebiliyorsan gizle delilerini içerde…