8 Eylül 2009 Salı
buldun mu:)
Hislerin karmaşıklaşması ne kadar da kolay… İnsan kendine kaç yaşından itibaren “hayat bu mu?” veya ”hayat bundan mı ibaret” diye soruyor? Kimler bu soruyu soruyor? Sık soranla seyrek soran arasında ne fark var? Bu soruların cevaplarını alıp tümevarım yapsak ortaya çıkan kümeler, boş veya elemanlı açıklayıcı geliyor mu? Bu soruları soran çoğu kişi, sonunda Depeche Mode’un ”Wrong” şarkısını da örnek gösterebileceğimiz sayısız ”doğumdaki yanlış parametreler” konulu şarkıya sırtını yaslayabilir. Yaslanma! Hiçbir yere yaslanma! Yaslanmak insanın düşünce kaynağı olarak gördüğü merkezde kaymaya neden oluyor. İşin tuhafı bu sorunu yaslanırken de hissetmiyor insan. Ne kadar havada, o kadar ruh yansıması. Ayaklar yere basmasa da olur hatta. Bir yere yaslanmayınca insan kendi gerçeğini daha iyi ifade ediyor. Buradaki ”iyi” sıfatı dışardan algılamada da aynı mı bilinmez... Lakin aslolan, dış dünyayı göz önünde bulundurmadan kendini ”tamamiyle” ifade ettiğinde yüzleşeceklerine vereceğin tepkilerin nasıl olacağı. Hani hiçbir yere yaslanmıyorsun ya! Bu durumda insan yetenekli olmalı sanki. Kendini özgürce hiçbir şeye yaslanmadan ifade ederken bir süzgeçten geçirmeli... Geçirmeli mi? Bu bölümde bir ekleme daha yapmalıyım. İçinin dışarı taşmalarını bazen düşünerek, bazen koca delikli bir elekten, bazense bir yemeniden geçirerek ortaya çıkarmalısın ve bu ortaya çıkarma yöntemlerinin hangisini kullanacağına da hızlıca karar vermelisin. Ben bazen hiçbir yöntemi kullanmadan gelişine vuruyorum. Anlar bana aniden geliyor ve çoğu zaman da acımasız oluyorlar. Beni hazırlıksız yakalıyorlar bazen. Ben de içimden geldiği gibi davranırken kendimi haklı görüyorum. Süzgeçi bırak ortada tabak çanak kalmıyor her yer dağılıyor. Duruyorum ve kafamın içindekilerin hepsini, gözlerimle 20 minik kelebeği takip etmeye çalışır gibi, hislerimle takip etmeye çalışıyorum. Bir çizgide yürüyorum iki kolum yanlara açık, tüm kelebekleri sabitlediğimde biliyorumki diğer tarafa geçeceğim. O tarafta başkalarını bir kenara bırak kendi kendimi bulamama ihtimalim var. O yüzden yemiyor. Belki de henüz o kadar yaslanmadan durmuyorumdur. Bu tarafta hiç olmazsa kendimi arayınca bulabiliyorum. Şimdilik, en azından belli bir süre daha buradayım. Birine ciddi ciddi ”Efsun nerde” diye sorsam ne manyakça olur ama.... Bu yazıda DM önemli bir rol oynadı nedense... Halbuki o kadar da sevmem ama orda bir kıvrılma oldu, farkettin mi? Yazıda kıvrım severim... Bu arada Efsun’u ofiste göremedim, nerde? 2009
Kaydol:
Yorumlar (Atom)